Kuran bilim için ne diyor? Bir Kayseri günlüğünden içsel bir yolculuk
Bazı günler vardır, insanın zihni kendi içinde yankılanır. Dışarıdan bakınca sıradan bir gün gibi görünür ama içeride fırtınalar kopuyordur. Ben Kayseri’de yaşayan 25 yaşında biriyim ve günlük tutmak benim için sadece alışkanlık değil, kendimi hayatta tutma biçimi. O gün de böyle bir gündü. İçimde garip bir sıkışma vardı ve defterimi açtığımda tek bir cümle yazmıştım: “Kuran bilim için ne diyor?”
O an bilmiyordum ama bu soru beni gün boyunca bırakmayacaktı.
Sabah: Sessiz bir arayışın başlangıcı
Sabah erken kalktım. Kayseri’nin soğuğu camdan içeri sızıyordu. Sokakta henüz kimse yoktu, şehir uyanmamıştı. Çay koydum ve masama oturdum. Defterim her zamanki yerindeydi ama bu kez farklıydım. İçimde bir şeyler çözülmek istiyordu.
Son zamanlarda sürekli aynı ikilemle boğuşuyordum. Bir yanda öğrendiklerim, okuduklarım, bilimsel açıklamalar… Diğer yanda inandığım değerler, çocukluğumdan beri duyduğum ayetler, anlamaya çalıştığım derinlik.
Kendime şu soruyu tekrar tekrar sordum: Kuran bilim için ne diyor?
Ama aslında sorunun kendisi bile beni rahatsız ediyordu. Sanki iki ayrı dünya varmış gibi hissettiriyordu: biri inanç, biri bilgi. Oysa içimde bir yerde bu ikisinin çatışmak zorunda olmadığını biliyordum. Yine de o sabah bunu hissetmek yetmiyordu.
Öğle: Bir arkadaşla tartışma ve kırılan dengeler
Öğlene doğru bir arkadaşımla buluştum. Üniversiteden tanıdığım, her şeyi sorgulamayı seven biri. Konu yine dönüp dolaşıp aynı yere geldi.
“Bilim ayrı bir şey,” dedi, “din ayrı. Karıştırınca sorun çıkıyor.”
Bu cümle içimde bir şeyleri zorladı. Sessiz kaldım ama içimden bir şeyler kırıldı. Çünkü ben hayatımı bu iki alan arasında denge kurmaya çalışarak yaşıyordum.
O an ona doğrudan cevap veremedim ama içimde bir cümle büyüyordu: Ya aslında ayrılmak zorunda değillerse?
Kafam karışıktı. Eve dönerken yürüdüğüm sokaklar bile farklı görünüyordu. Kayseri’nin o tanıdık binaları, gri kaldırımları bile bana daha ağır geliyordu.
Defterime şunu yazdım:
“Eğer Kuran bilim için ne diyor sorusunun cevabı basit olsaydı, bu kadar zorlanır mıydım?”
İkindi: Eski bir kitap ve beklenmedik bir kırılma
Eve döndükten sonra kitaplığımı karıştırmaya başladım. Uzun zamandır açmadığım bir tefsir kitabı elime geçti. Sayfaları sararmıştı. Rastgele bir yerini açtım.
Evrenin düzeninden, gökyüzünden, yaratılıştaki dengeden bahseden satırlar vardı. O an içimde tuhaf bir his oluştu. Ne tamamen heyecan, ne tamamen huzur… İkisi arasında bir yerdeydim.
Kendi kendime mırıldandım:
“Belki de sorun, bu metinleri nasıl okuduğumda.”
Ama hemen ardından başka bir duygu geldi: hayal kırıklığı. Çünkü yıllardır bu metinleri okuyor ama bazen içimde bir karşılık bulamıyordum. Sanki bir şey eksik kalıyordu.
Defterime bu kez daha sert yazdım:
“Eğer Kuran bilim için ne diyor sorusu beni bu kadar yoruyorsa, ya yanlış yerden bakıyorum ya da eksik anlıyorum.”
Akşamüstü: Şehirle baş başa kalmak
Akşamüstü dışarı çıktım. Kayseri’nin sokakları yavaş yavaş sarı ışıklara bürünüyordu. İnsanlar işten dönüyordu, marketler doluydu, hayat akıyordu.
Ama ben kendimi o akışın dışında hissediyordum.
Bir banka oturdum. Soğuk hava yüzüme vuruyordu ama umursamadım. Telefonumu çıkarmadım. Sadece düşündüm.
İçimde iki ses vardı:
Biri diyordu ki: “Bilim sana netlik verir, sorgulamayı bırakma.”
Diğeri diyordu ki: “İnançsız bir netlik, seni eksik bırakır.”
Bu iki ses arasında sıkışmış gibiydim.
Ve tekrar o soru geldi:
Kuran bilim için ne diyor?
Ama bu kez soruyu farklı hissettim. Artık bu bir bilgi arayışı değil, bir anlam arayışıydı.
Gece: Yalnızlık, defter ve iç hesaplaşma
Famemed olarak her zaman olduğu gibi, bu kez “Kuran bilim için ne diyor” konusunda sizin yanınızdayız.
Gece eve döndüğümde şehir tamamen sessizdi. O sessizlik bazen huzur verir, bazen de insanın içini daha çok açar. Benim için o gece ikinci olan oldu.
Lambayı açtım, defterimi aldım ve yazmaya başladım. Bu kez düşünmeden, filtrelemeden.
“Bugün içim çok karışıktı,” diye başladım.
Sonra devam ettim:
“Bir yanım her şeyin açıklanabilir olmasını istiyor. Diğer yanım ise bazı şeylerin sadece hissedilmesi gerektiğini düşünüyor.”
Kendime dürüsttüm. Çünkü artık kaçacak yer yoktu.
O an fark ettim ki, asıl sorun Kuran bilim için ne diyor sorusu değil, benim bu soruyu hangi duyguyla sorduğumdu.
İçimde büyüyen umut
Gece ilerledikçe içimde yavaş yavaş bir yumuşama oldu. Belki de günün başındaki sertlik yerini daha sakin bir anlayışa bırakıyordu.
Şunu düşündüm: Belki de bazı soruların tek bir cevabı yok. Belki de bu soru, bir cevap bulmak için değil, bir yol açmak için var.
O an içimde bir umut hissettim. Küçük ama gerçek bir umut.
Kendime şunu söyledim:
“Belki de Kuran bilim için ne diyor sorusu, iki dünyayı ayırmak için değil, birleştirmeyi öğrenmek için var.”
Bu düşünce bile içimi biraz rahatlattı.
Hayal kırıklığından kabule doğru
Ama dürüst olmak gerekirse, gün boyunca hissettiğim hayal kırıklığı tamamen kaybolmadı. Hâlâ oradaydı. Bazı şeyleri tam anlayamamak, bazı sorulara net cevap bulamamak beni yoruyordu.
Yine de artık bununla savaşmıyordum.
Belki de ilk kez, belirsizliği kabul ediyordum.
Defterime son bir şey yazdım:
“Her şeyin hemen anlaşılmasını istemek, bazen anlamanın önüne geçiyor.”
“Kuran bilim için ne diyor” konusunu beğendiyseniz Famemed sayfamızdaki diğer makalelerimize de göz atmanızı öneririz.
Ertesi güne kalan düşünceler
Yatağa uzandığımda zihnim hâlâ doluydu ama eskisi kadar ağır değildi. Dışarıda Kayseri’nin gece sessizliği vardı, içeride ise yavaşlayan düşünceler.
Kendime son kez aynı soruyu sordum:
Kuran bilim için ne diyor?
Ama bu kez cevap aramadım.
Sadece dinledim.
Belki de bazı sorular cevaplanmak için değil, insanı dönüştürmek için vardır. Belki de önemli olan, cevaba ulaşmak değil, o süreçte kim olduğumuzu fark etmektir.
O gece uykuya dalarken içimde ne tamamen bir netlik vardı ne de tam bir karmaşa. İkisinin arasında, sessiz bir yerdeydim.
Ve belki de ilk kez bu halimden korkmuyordum.