Subaylık Okurken Maaş Alınıyor Mu?
Kayseri’de bir akşam, şehri her zaman olduğu gibi sisli ve soğuk bir hava sarmıştı. Ben de kafamda bir soru, bir yanıt arayarak sokaklarda dolaşıyordum. O soruyu soran, daha birkaç yıl önce “subaylık okurken maaş alınıyor mu?” sorusunu kendime sormuştum. O zamanlar, her şey gibi, bu soru da kafamı kurcalıyordu. Nasıl mı? Biraz daha açayım.
Bir Subaylık Hayali
Günlerden bir gün, annemle birlikte Kayseri’nin merkezine doğru yürüyorduk. O zamanlar, subaylık hayali kuruyordum. O kadar çok hayal kuruyordum ki, bir gün hayalini kurduğum o üniformayı giyeceğim gün geldiğinde, içimde nasıl bir heyecan olacağını tahmin edemiyordum. Şehre adımımı atarken, subaylık okulu sınavı başvurularını yapmıştım. O an tüm dünyamda tek bir şey vardı: bu mesleği bir gün yapmalıyım. İşin asıl garip yanıysa, annemin her zaman “Maaş alacak mısın, yoksa bu zorluğa dayanabilir misin?” diye endişelenmesiydi. Aslında sorusunun cevabını ben de çok net bilmiyordum. Ama içinde bir umut vardı ya, belki de subaylık okurken maaş alırdım diye düşünüyordum. Her şeyin karşılığını almak, işin sonunda bir kazanç sağlamak istiyordum.
Sınav Sonrası Bekleyiş
Sınavı geçtiğimde, içimde hem bir mutluluk hem de büyük bir belirsizlik vardı. Bir yanda bu kadar zorlu bir süreci geçmek beni gururlandırırken, diğer yanda “gerçekten maaş alacak mıyım?” sorusu giderek daha fazla kafamı kurcalıyordu. Subaylık okulu eğitimi boyunca, dersler, eğitimler, sınavlar derken zaman hızla geçiyordu. Bir anda subaylık okulunda maaş alıp almadığımı öğrenmek üzere olduğum an geldi. Hala, maaş hakkında çok net bir bilgiye sahip değildim. Herkes farklı şeyler söylüyordu. Bazı arkadaşlarım, ‘subaylık okurken maaş alınmaz’ diyor, bazıları ise alınır diyorlardı. Ama ben, her ne kadar içimdeki “belki de her şeyin bir bedeli vardır” düşüncesini sevsem de, çok merak ediyordum. Bu soruyu net bir şekilde bulmak, merakımı bir nebze de olsa yatıştıracaktı.
Gerçekle Tanışma
O gün, bir akşam yemeğinde bir arkadaşım bana sonuca dair bir açıklama yaptı. Subaylık okurken maaş almadığımızı öğrendim. Bu haber, başta bana soğuk bir duş gibi geldi. “Gerçekten mi?” diye içimden geçirirken, annemin o endişeli bakışları gözlerimin önünden gitmedi. Hani insan, içinde bir umut taşır ya, işte ben de o hayale sıkı sıkı tutunmuştum. Bir şeylerin karşılığını alacakken, neden maaş almıyorum diye düşündüm. Neden mi? Çünkü hayat, her zaman adil olmuyor. O gün, subaylık okulunda maaş almadığımı öğrenince çok büyük bir hayal kırıklığına uğradım. Ama aynı zamanda içimdeki kararlılığımı da güçlendirdi. İşin gerçeği, maaş almadığımızda bile, buradaki eğitimlerin, disiplinin ve toplum için katkılarımızın, aslında çok daha değerli olduğunu fark ettim. Evet, maaş yoktu, ama belki de bu, bir subayın dünyasında asıl önemli olan şey değildi. O an, farklı bir bakış açısı kazandım.
İçimdeki Umut
Bir yanda hayal kırıklığı, diğer yanda içimde bir umut var. Maaş yok, belki o günü biraz daha zor geçiririm ama her şeyin bir zamanı var. Benim için en önemli şey, bu süreçte kazandığım değerlerdi. İnsanlar, bazen dışarıdan kolayca baktıklarında sadece maaşları, kazançları görürler. Ama o süreçte kazandıklarımın daha değerli olduğunu fark ettim. Hayal kırıklığımı içimde büyütmedim. Çünkü belki de gerçek kazanç, tam olarak para ile ölçülmezdi. Ama bir şeyden eminim: Subaylık okulunda öğrenilen her şey, beni hayata, gerçek bir dünyaya hazırlıyordu. Maddiyat bir yana, insanlık, vicdan, ve toplum için yapabileceğim en güzel şeylerdi.
Sonuçta Ne Oldu?
Bugün, Kayseri’nin o soğuk akşamında, hala aklımda aynı soruyu soruyorum. Subaylık okurken maaş alınıyor mu? Belki değil, ama bazen maaşın ne kadar önemli olduğunu anlamak, gerçekten neyin önemli olduğunu keşfetmek de bir hayli uzun bir yolculuk gerektiriyor. O günleri hatırladıkça, ilk başta hissettiğim hayal kırıklığının yerini şimdi gurur, umut ve kararlılık aldı. Maaş, belki de tüm bu yolculukta kazandığım tek şey değil. O yüzden, o sorunun cevabını öğrendiğimde yaşadığım hisleri şu an daha iyi anlıyorum. Bir subayın gerçek maaşı, belki de toplumuna kattığı değer, kazandığı disiplin ve sağladığı faydalardır. Para, her şeyin ölçütü olamazdı.